Ülkemiz
çay
plantasyon sahaları 1924 yılından sonra Gürcistan’dan
getirilen
tohumlarla
tesis edilmiştir.Çay bitkisi genetik yapısı nedeniyle dış
döllenme
yapmakta,
bunun sonucunda genotipte sürekli
açılmalar
oluşmaktadır.
Gürcistan bölgesindeki
çay çeşitleri
ağırlıklı olarak çin çeşitleri olmak üzere
Çin * Hind melezi (Camellia
sinensis* Camellia assamica) olup bunlarda kendi aralarında uzun
yıllardan beri
açılımlar göstererek bölgeye uyumlu çay
çeşitleri meydana gelmiştir.(Özbek
ve
ark,1961 Çelebioğlu ve Sönmez,1973 Ayfer ve ark.,1982
Öksüz,1987)
Çaylıklarımız, Çin
varyetesi
hakim
olmak üzere, morfoloji, kalite vejetatif, generatif ve
ekolojik
şartlara uyum gibi özellikler bakımından aralarında önemli
farklar
bulunan çok
sayıda tiplerden oluşmuştur. Süregelen tabii melezleşmelerden
sayısız
yeni
tipler ortaya çıkmıştır.Tohum ile üretime devam edildiği
takdirde, bu
şekilde
yeni tiplerin ortaya çıkacağı doğaldır. Bu tabii melezleşmenin
sonucunda oluşan
yeni tiplerin büyük bir bölümü kalite ve verim
bakımından düşük
değerlere sahip
olacaktır. (Çay
Tarımını
Geliştirme ve Islahı projesi,1976)
Çay bitkisi uzun ömürlü
bir
bitki
olup
doğada birkaç asır yaşadığı belirlenmiştir. Kültüre
alınan çay
bitkilerinin
genellikle 100 yıl yaşadıkları kabul edilmiştir. Çay bitkisi 4
yaşından
başlayarak ürün verir. Şartlara bağlı olarak ürün
miktarı 10-15
yaşından sonra
en yüksek düzeye ulaşır. Çay bitkisinde ekonomik verim
yaşı genellikle
50 yıl
olarak kabul edilmiştir.Tohumla ve tohumdan üretilmiş
çöğürlerle
1938’de tesis
edilmeye başlanan çay bahçelerimizin ekonomik
ömürleri hemen hemen
dolmaktadır.
Bu yaşlı ve verimden düşen çay bahçelerimizin
yenilenmesine ihtiyaç
vardır.
(Kacar,1987)
Genel anlamda ülkemizdeki bütün
çay
bahçeleri tohumla yani genaratif yolla tesis
edilmiştir.Çay bitkisi
tohumla
üretilebildiği gibi vejatatif usullerle de
çoğaltılabilmektedir. Halen
çay
yetiştirilen memleketlerde en çok kullanılan usuller
çelikle,daldırma,ve aşıyla
olmaktadır. Daldırma yöntemi ile çoğaltmada ana bitkiden
üretilecek
bitki
sayısı çok azdır. Çay bitkisi fizyolojik olarak yabancı
döllenme
gösterdiğinden
tohumla tesis edilen bahçelerde farklı tip ve özelliklere
sahip çay
plantasyon sahaları
oluştuğu için standart bir ürün normu oluşmamaktadır.
Örneğin bir çay
bahçesinde, çay ocaklarının değişik zamanlarda,
sürgünlerin hasat
olgunluğuna
gelmesi, hasat yönünden üreticiye birçok zorluk
oluşturmaktadır. Aynı
zamanda
üreticinin çaylıklarında en geç süren
ocakları bekledikten sonra,
ürünü
toplama eğilimine sürüklemekte ve dolayısı ile
ürünün kalitesinde köre
kaçan ve
kartlaşan sürgünlerden ötürü bir düşme
görülmektedir. Aynı zamanda
uygulanacak
olan kültürel tedbirlerinde uygulanmasında üreticiye
büyük zorluklar
çıkarmış
olmasıdır.
Modern tarımda kalite
ve kantite bakımından
ürün standarttı önemli bir olgudur. Dolayısı ile bu
olgunun tüm
tarımsal ürünlerde
hedeflenmesi gerekir.
Çay tarımında bu hedefi
gerçekleştirmek için
öncelikle çay plantasyon sahalarında homojen bir
ürün normunu yakalamak
gerekir. Bu amaçla yapılacak olan çalışmaların başında
mevcut çaylık
alanlarımızın ıslah edilmesi yoluna gidilmelidir. Bu amaçla
bölgemiz
ekolojik
şartlarına uyum sağlamış, verim ve kalite bakımından üstün
özellikler
gösteren
ve bu özellikleri değişmeyen tiplerin selekte edilerek, bu
tiplerden
oluşturulacak damızlık bahçelerden, öncelikle çaylık
plantasyon
sahalarımızda,
ekonomik verim yaşını doldurmuş (50 yaş ve üzeri
çaylıklar) verim
ve
kaliteden düşmüş, çaylık alanların yenilenmesi ile hem
kalite ve verim
bakımından üstün, hem de standart bir ürün normuna
kavuşulacaktır. Bu
uygulamayla hem çayımızın geleceği garanti altına alınmış olacak
hem de
dünya
pazarlarında rahatça rekabet edebileceğimiz bir kalite oluşmuş
olacaktır.
Şurası muhakkaktır ki
kalite ve başarılı bir
çay imalatının ilk şartı iyi üründür.
Üründe var olmayan bir kaliteyi
imalatla
kazandırmak olanağı yoktur. Hammadde ile beraber çayın imalat
safhalarını bir
bütün olarak değerlendirmek gereklidir.
(Vanlı,1985)
İşte bu amaçla çay
araştırma
enstitüsünde
1967-1971 yılında çay tarımını ıslah ve geliştirme projesi adı
altında
bölgedeki mevcut çay plantasyon sahalarımızdan klonal
seleksi yon
çalışmalarına
başlanmış ve devam edilmiştir. 1973 yılı sonuna kadar çay
plantasyon
sahalarında 7517 adet tip çay ocağı seçilmiştir.
Bunlardan 3560
adedi
beğenilerek Enstitüye getirilmiştir. Çelik tavalarında bu
tiplerin,
köklenme ve
gelişme durumları gözlenerek seleksi yona tabii
tutulmuştur.
Neticede iyi sonuç veren 1086 tip kontrol parsellerinde
bırakılarak
diğerleri
elemine edilmiştir. Daha sonraki yıllarda 1086 tipten en iyi
sonuç
veren 64 tip
seçilerek diğerleri denemeden çıkartılmıştır.1977 yılında
verim ve
kalite
bakımından son seleksi yon safhasını tamamlayan 64 tipten en iyi
sonuç
veren 7
tip seçilerek damızlık bahçeleri oluşturulmuş ve bu
bahçelerden fidan
üretimi
için çelik alınmış ve Enstitünün sera ve
tavalarına dikilmiştir.
Bu tipler;
Derepazarı-7,
Pazar-20, Tuğlalı-10,
Muradiye-10, Gündoğdu-3, Kömürcüler-1, Fener-3
Derepazarı-7
Klonu :Yapraklar
uzun
elips şeklinde olup yaprak
ucundaki gaga belirsizdir.Yaprakların damar araları belirgin şekilde
kabarıktır.Yaprak rengi acık yeşildir.Tomurcuk ve birinci yaprağın altı
tüycüklerle kaplıdır. Boğum araları diğerlerine göre
uzundur. Dallar
seyrek ve
gevrek olup kolay kırılabilir.
Rize Derepazarı
çukurlu köyünde saptanmış olup bölgenin
yükseltisi 300 m’dir 1967
yılında anaç
ocaktan alınan çelikler Çay Enstitüsündeki
deneme parsellerine
dikilmiştir.Sürdürülen seleksiyon sonucu 1977 yılında bu
klonun üstün
nitelik
ve niceliğine sahip olduğuna karar verilmiştir. Fenotip olarak
assamicaya benzeyen bu klon
diğer 7 klon içerisinde soğuk ve hastalıklara en dayanıksız
olandır.
Diğer
klonlara göre yaprak alanı en geniş olan klondur. yapraklar dala
göre
hafif
sarkık duruşludur. Dallanma özeliği zayıf olup geniş bir hasat
tablası
oluşmamaktadır.
| Sürgün
Çapı |
3,26mm |
1.Yaprak
Alanı |
22,8cm2 |
| Sürgün
Boyu |
22cm |
2.Yaprak Alanı |
30,3cm2 |
Fener-3
Klonu :Bu klon
Rize-Merkez Fener mahallesinde saptanmıştır. Anılan
bölgenin yükseltisi 20 m’dir. 1963 yılında tespit
edilen bu klon uzun yıllar
denendikten sonra üstün nitelik ve niceliğe sahip olduğuna
karar
verilmiştir.
Sinensis özelliklerinin hakim olduğu bir melezdir. Özellikle güçlü bir
ocak
yapısı oluşturarak doğal şartlara karşı daha dayanıklıdır.
Yaprakları
koyu yeşil renkte ve damar araları kabarık bir
görünümdedir. Yaprakların
dala göre
duruşu hafif yukarı kalkıktır. Sürgünler
etli,gevrek yapılı ve ağırlıklıdır. Tomurcuk ve birinci
yaprağın altı
tüycüklerle kaplıdır.
| Sürgün
Çapı |
2,95mm |
1.Yaprak
Alanı |
18,2cm2 |
| Sürgün
Boyu |
20cm |
2.Yaprak
Alanı |
22,8cm2 |
Tuğlalı-10
Klonu : Rize–Tuğlalı–Tarikler
köyünde tespit olup anılan
bölgenin yüksekliği 300 m’dir. Anaç Ocaktan 1967
yılında alınan çelikler Çay
Enstitüsündeki deneme parsellerine dikilmiştir.
Sürdürülen seleksiyon
çalışmaları sonucu 1977 yılında klon olma özeliğine sahip
olduğuna
karar
verilmiştir. Güçlü bir ocak yapısı ve geniş bir
hasat tablasına sahiptir.
Yapraklar
uzun elips şeklinde olup dala göre duruşu
diktir. Genellikle ince dallı olup çatı oluşumu iyidir.
Sürgün yapısı iyidir.
| Sürgün
Çapı |
2,92mm |
1.Yaprak
Alanı |
19,7cm2 |
| Sürgün
Boyu |
21,5cm |
2. Yaprak
Alanı
|
23,5cm |
Gündoğdu-3
Klonu :Rize-Gündoğdu-Dağınıksu
köyü orta mahallede saptanmış
olup yükseklik 150m’dir. Anaç
ocaktan çelikler 1967 yılında çay
enstitüsündeki
deneme parsellerine dikilmiştir. Sürdürülen
seleksiyon çalışmaları sonucu klon olma
özeliğine sahip olduğuna karar verilmiştir. Ocak
oluşturması ve gelişimi iyidir.Yaprakları geniş elips
şeklin olup dala göre duruşu diktir.Yapraklar parlak
görünümde
yumuşaktır.
| Sürgün
Çapı |
2,92mm |
1.Yaprak
Alanı |
15,5
cm2 |
| Sürgün
Boyu |
19
cm |
2.Yaprak
Alanı |
19,7cm2 |
Pazar-20 Klonu :
Rize-Pazar-Soğuksu
mahallesinde tespit edilmiş olup
yükselti 140m’dir. 1967
yılında anaç ocaktan alınan çelikler Çay
Enstitüsündeki deneme parsellerine aktarılmıştır.
Sürdürülen
seleksiyon çalışmaları sonucu 1977 yılında
klon olma özeliğine sahip olduğuna karar verilmiştir.
Yaprakları
ince uzun olup orta damar boyunca V şeklinde
bükülmüştür. Dallar
ince olup çatı oluşumu iyidir
| Sürgün
Çapı |
3,01mm |
1.Yaprak
Alanı |
19,6cm2 |
| Sürgün
Boyu |
20cm |
2. Yaprak Alanı |
29,6cm2 |
Kömürcüler-1
Klonu : Rize-Merkez-Kömürcüler
köyünde saptanmış olup Yükselti 270
m’dir. 1968
yılında anaç ocaktan alınan çelikler Çay
Enstitüsündeki deneme parsellerine dikilmiştir.
Sürdürülen
seleksiyon çalışmaları sonucu 1979 yılında
klon olma özeliğine sahip olduğuna karar verilmiştir.
Yapraklar
kısa boy elips şeklinde olup yaprak kenarları
belirgin dişlidir. Yaprakların
dala göre duruşu yukarı kalkıktır. Bu
klon
nispeten soğuğa dayanıklıdır.
Muradiye 10-Klonu :Rize-Salahra-Muradiye
köyünde tespit
edilmiştir. Bölgenin yüksekliği 300m‘dir.1968
yılında anaç ocaklardan alınan çelikler Çay
Enstitüsündeki deneme parsellerine dikilmiştir. Sürdürülen
seleksiyon çalışmaları sonucu 1977 yılında
klon olma özeliğine sahip olduğuna karar verilmiştir.Erkenciliği
ile tanınan bu klon diğerlerine kıyasla 10-15
gün önce hasat olgunluğuna gelmektedir.Yaprak
ayaları küçük olup köre yönelme eğilimi
fazladır.Sürgünlerin
boğum araları kısa olup dallanma yeteneği
iyidir.
| Sürgün
Çapı |
2,76mm |
1.Yaprak
Alanı |
13,9cm2 |
| Sürgün Boyu |
20cm |
2.Yaprak
Alanı |
19,5cm2 |
Yukarıda
bahsedilen klonların dekara verimleri ve kaliteleri genelde
birbirlerinden farklılık arz etmesine rağmen klonların tümü
iyi
özelliklere sahip olduğu tespit edilmiştir.
Klonların dekara
verimleri 1200-1400kg/dk. arasında değişmektedir. Rize ili
çay
üretim alanlarında on yıllık ortalama 721kg/dk, Artvin ilinde
497.4kg/dk Giresun ve Ordu illerinde 642.2kg/dk, Türkiye
ortalaması ise
647kg/dk olarak gerçekleşmiştir.
(Anan,1987b,öksüz,1987)
Kaliteye
tesir eden polifenol oranları ise %22civarındadır. Diğer
çaylıklarda
genel anlamda %17’yi geçmemektedir. Seçilen bu yedi
tipin
Enstitümüzün Merkez ve Hayrat fidanlığında damızlık
bahçe olarak
kurulmuştur.