|
Peygamber
veyâ veli. Sâlih bir
zât olan Zülkarneyn aleyhisselâmı Allahü teâlâ yeryüzündeki
insanlara emir ve yasaklarını tebliğ ile vazifelendirdi. Zülkarneyn
aleyhisselâm Allahü teâlâ niyâzda bulunup; kendisine kuvvet vermesini,
insanlar
arasında hangi ilim ve adâletle hükmesini gerektiğinin bildirilmesini
istedi. Allahü
teâlâ şöyle buyurdu: ''Sana
verdiğim vazifeyi yapabilmen için kuvvet
ihsân ederim. Göğsünü açarım. Herşeye gücün yetecek hâle gelirsin.
Anlayışını
açar, konuşmanı genişletirim, kulağını açarım, tâ uzaktakileri
işitirsin. basiretini
genişletirim, çok uzakları görür, herşey nüfûz edersin. Her şeyi sağlam
yaparsın. İstediğin herşeyi ihsân ederim. Sana heybet veririm hiç kimse
sana
kötü gözle bakamaz. Ben sana yardım ederim. Hiç bir şey sana zarar
vermez. seni
kuvvetlendiririm. hiş bir şeye yenilmezsin. Kalbine kuvvet veririm
hiçbir
şeyden korkmazsın. Aydınlık ve karanlığı emrine verir, onları senin
askerin
yaparım. Aydınlık senin önünde yol gösterir, karanlık arkandan seni
muhâfaza
eder.'' Allahü
teâlâ hazret-i Zülkarneyn'in emrine bulutları ve başka
vâsıtaları verdi. Ona ilim ve kudret, insanlar üzerine tasarruf
hâkimiyeti
verdi. Ayrıca beyaz ve siyah olmak üzere iki sancak ihsân etti. Zifiri
karanlık
olan gecede beyaz sancağı açınca, ortalık aydınlığa gark olurdu. Gündüz
harp ederken
düşman askerinin karanlıkta kalmasını arzu ederse siyah sancağını açar,
düşman
tarafı zifiri karanlık, kendi tarafı aydınlık olur, böylece düşmana
kısa
zamanda gâlip gelirdi. Her sefere çıkışında önü aydınlık, arkası
karanlık
olurdu. Çok
geçmeden memleketi genişledi. Devleti güçlendi. Allahü teâlânın
emir ve yasaklarını bütün dünyâya yaymağı azmetti. Teyzesinin oğlu
Hızır
aleyhisselâmı kendisine vezir, ordusuna kumandan tâyin etti. Allahü
teâlânın
emriyle müminlerden meydana gelen ordusu ilk önce batıya yürüdü.
Vardığı
yerlerde kâfirleri hak dine dâvet etti. İnsanlara iyilik ve ihsânlarda
bulundu.
İnanmayanlarla harp etti. Batıda yerleşilmiş yerlerin sonuna vardı.
Artık karalar bitmiş denizler başlamıştı. Oraya vardığı sırada orada
bir kavim buldu.
Bu kavim kâfir olup vahşi hayvan derisinden elbise giyerler, denizin
dışarı
attığı balık cinsinden şeyleri yiyerek geçinirlerdi. Zülkarneyn
aleyhisselâm bu
kavmi, güzel muâmelede bulunarak hak dine dâvet etti. Kavimden bir
kısmı imânla
şereflendi bir kısmı ise imân etmekten yüz çevirdi. Zülkarneyn
aleyhisselâm
inanmayanların üzerine yürüdü ve onları karanlıkta bıraktı .Onlar
karanlıkta ne
yapacaklarını bilemediler. Sonunda pişman olup tövbe ettiler ve Allahü
teâlânın
varlığına, birliğine inandılar. Zülkarneyn
aleyhisselâm müminlerden kurduğu
ordusu ile uğradığı her yerdeki bütün insanları hak dine dâvet
etti.
Allahü teâlâya imân ve ibâdete çağırdı. İmân etmeyenler
cezâlarını
gördüler. Yaya olarak Mekke-i mükerremeye gitti ve haccetti. İbrâhim
aleyhisselâmla
görüşüp hayır duâsını aldı. Nasihatlerine kavuştu. Daha sonra doğuya
yöneldi.
Güneşin ilk ışıklarının vurduğu en uçtaki kara parçasına vardı.
Zülkarneyn
aleyhisselâm orada, yer altındaki manzenlerde yaşayan kavmi hak dine
dâvet
etti. Daha sonra kuzeye bir sefer yaptı. İki dağ arasına vardı. O iki
dağın
yakınında oturan kalabalık bir kavimle karşılaştı. O kavmi de hak dine
dâvet
etti. Kavmin pâdişâhı Zülkarneyn aleyhisselâmı iyilikle karşıladı ve
hediyeler
takdim etti. Bütün kavmiyle birlikte hak dini kabul etti. Zülkarneyn
aleyhisselâmın iltifatlarına kavuştu. Ye'cüc ve Me'cüc adlı kavimlerin
zararından şikâyette bulundu. Zülkarneyn aleyhisselâm o kavimle
birlikte Ye'cüc
ve Me'cüc'ün zararından korunmak için sed yaptılar. Zülkarneyn
aleyhisselâm bir seferi esnâsında hiçbir dünyâ malı ve serveti olmayan,
rızıklarını sebzeden temin eden bir kavme rastladı. Ayrıca bu kavimde
herkes
kendi mezarını kazar, hergün mezarını temizler ve ibâdetlerini burada
yaparlardı. Zülkarneyn aleyhisselâm o kavmin hükümdarıyla da görüştü.
Hükümdar
kendilerinin dünyâya önem vermediklerini, âhiretini hatırlamak için de
ibâdetlerini mezarlarda yaptıklarını anlattı. Zülkarneyn aleyhisselâm
Allahü
teâlânın yardımıyla, doğu, batı ve kuzeydeki bütün ülkeleri feth edip,
Allahü
teâlânın emir ve yasaklarını yayma vazifesini tamamladıktan sonra,
askerine
izin verdi. Kendisi Medine ile Şam arasında Dûmet-ül-Cendel denilen
yerde
insanlardan ayrıldı. Yanlız Allahü teâlâya ibâdet ve tâatle meşgul
oldu. Vefât
etmeden önce yakınlarına ''Ben vefât edince usûlüne uygun yıkayıp
kefenleyin.
Sonra tabuta koyun. Yanlız kollarım dışarda sarkık kalsın. Hazinelerimi
de
katırlara yükleyin'' diye vâsiyette bulundu. Söyledikleri aynen
yapıldı. Az bir
zaman sonra da vefât etti.Mekke'ye veya Mekke civârındaki Tehâme
Dağlarında bir
yere defn edildi. İskender-i Zülkarneyn böyle vâsiyet etmekle
''Arkamdan gelen
ordular ile doğu ve batıya hâkim oldum. Hizmetçilerim emrimden çıkmadı.
Dünyâyı
baştan başa tuttum. Sayısız hazinelerim vardı. Fakat bütün bu dünyâ
nimetleri
kalıcı değildir. Gördüğünüz gibi mezâra eller boş gidiliyor. Dünyâ malı
dünyâda
kalıyor. Sizler âhirette de faydalı olacak işler yapın.'' demek istedi.
Zülkarneyn aleyhisselâm beyaz-kırmızı benizli, orta boylu idi. Güzel
ahlâk
sâhibi, Hakka teslimiyeti tam, halkına karşı mütevâzi, alçak gönüllü ve
adâler
sâhibi idi.Gazâ ve cihâda çıkmakta, beldeleri tâmirdeçok gayretli idi.
Dünyâ
malına rağbet etmez, elinin emeği, alnının teri ile geçinirdi. Bunun
için
zenbil örer kendine, çoluk çocuğuna bu paradan harcar, artanını
fakirlere
sadaka verirdi. Ye'cüc ve Me'cüc kavminin zararlarına mâni olmak için
sed
yapmıştı. Sedi rivâyetlere göre Asya'nın doğusundaki mümin Türklerin
ricâsı
üzerine inşâ etmişti. İki dağ arasına taş ve demirden yapılmış olan bu
sed bugünkü Çin seddinden başkadır. Kur'ân-ı kerimin Kehf sûresi
:83-98.
âyet-i kerimelerinde Zülkarneyn aleyhisselâmla ilgili haberler
verilmektedir.
Peygamber efendimiz, sallallahü aleyhi ve sellem de buyurdu ki: İsmini
duyduğunuz kimselerden yeryüzüne dört kişi mâlik oldu. İkisi mümin
ikisi kâfir
idi. Mümin olan ikisi Zülkarneyn ile Süleymân (aleyhisselâm) idi. Kâfir
olan
ikisi de Nemrûd ile Buhtunnasar idi. Beşinci olarak yeryüzüne benim
evlâdımdan
biri yâni Mehdi mâlik olacaktır. Kaynak:
Peygamberler Tarihi, İhlas Yayınları |